Thassos 1. gün

Güneş kendini göstermeye başlayıp, deniz hafiften kıpırdanmaya başlayınca, birde takvimler Haziran’ı gösterdiği vakit, işte yaz mevsimi gelmiş demektir. Yazın gelmesi demek, tabii ki tatil moduna girmek demek. Mümkünse beni bu moddan kimse alıkoymasın. Benim hiçbir zaman, şu yaz döneminde bir haftalık tatile çıkayım, kendimi şöyle beş yıldızlı bir tatil köyüne atayım gibi hayallerim olmadı. Ben daha çok, az süreli ama sık yapılan, kafan nereye eserse, hadi oraya gidelim şeklinde vuku bulan kaçamakları seviyorum. İşte geçen hafta sonu, eşimle biranda karar verip, bir iki parça eşya ile yolculuk başlasın bakalım dedik. Kısa süreli tatil olunca, gidilecek yerde yakın olmalı diyerek, istikametimizi memleketim Yunanistan’a çevirdik. Hem anne hem de baba tarafından Selanik göçmeni olunca, Yunanistan’ın yeri bir ayrı oluyor vesselam.  Geçen senede gidip; tadı damağımızda kalan, deniziyle, balığıyla, mezeleriyle göz dolduran ve iştah kabartan Thassos adasına bir daha gitmeye karar verdik. Sabah saat 05.00’te arabaya atlayıp, yola koyulduk. Sınırda bir problem olmazsa, inşallah saat 12:00’de denize cup diye atlarız hayalleriyle, sınıra geldik. Tüm evraklarımız hazır olunca, bizim sınırdan sorunsuz geçtik, gel gör ki Yunanlılarda bir uyuşukluk, bekletmekten zevk mi alıyorlar ne! Bizde beş personel çalışıyorsa, Yunan sınırında bir kişi. İşlemler de aheste aheste yapılınca, 2 dakikalık iş oluyor sana 20 dakika. Neyse ki her şey yolunda gitti de, ‘hellas’ yazısını gördük ve işte Yunanistan’dayız. Thassos adasına hem Kavaladan hem de Keramotiden feribot kalkıyor. Biz Keramotiden binice, 35 dakika sonra adanın içindeydik.







Tez elden kalacağımız oteli bulduk. Otelimiz adanın Pefkari bölgesindeydi. Vakit kaybetmeden, kendimizi denize attık. Aman Allahım nasıl bir denizdir, cam gibi berrak. Yüzmekten kendimizi alamadık. Lodos esmesine rağmen tek bir pislik yoktu. İster istemez gözümüzün önüne Marmara denizimiz geldi. Ve kendi kendimize zamanında Marmara’da böyleydi ama kıymetini bilemedik, yorumlarını yaptık. Tüm gün güneşlenip, bunaldığımız anlarda masmavi sularda serinledik. O kadar yüzmekten, midemiz hafiften acıkmaya başladı. Soluğu otelimizin yakınındaki Akti Otele ait restaurantta aldık.





 İlk başta menüye bir göz atsak da, garsonun arzu ederseniz günlük yemeklerimizde var demesiyle, meraklı ve aç bakışlarla mutfağa girdik. Mutfak çok fazla büyük olmamakla beraber, içerde ne pişirilip, hazırlanıyorsa görmek mümkündü. Camekana günlük yapılmış yemekler, tepsiler içinde bizim esnaf lokantalarındaki gibi sıra sıra dizilmişlerdi.  Bir tepside Bombay fasulyeden yapılmış salçalı bir yemek, Yunanistan’da her yerde karşınıza çıkacak olan, bizim musakka, patatesli köfte yemeği, biber dolması, kızarmış piliç ve deniz mahsullü pilav gibi yemekler yenilmeyi bekliyordu.




Biz tercihimizi fazla abartmadan musakka, deniz mahsullü pilav, kalamar ve greek salatadan yana kullandık. Kısa sürede yemeklerimiz masamıza geldi. Görüntüleri harikaydı, bakalım tatları nasıl diye yumulduk. İlk önce gözüme yağda kızartılmış kalamar’ı kestirdim. Nar gibi kızartılmıştı ama yağı fazla süzdürülmediğinden, bütün yağ tabağa akmıştı. İşte bu olmadı desem de, kızartmalarda kullanılan yağın zeytinyağı olduğunu öğrenince, fikrim değişti. Çünkü tabaktaki yağ midemi rahatsız etmedi. Kalamarlar sertleşmemiş, pamuk gibiydi. Üzerine biraz limon sıkıp, yedim. Türkiye’de kalamarın yanına sadece tarator sosunu koyarlar. Burada ise tabağın yanına garnitür olarak kıvırcık yaprağının üzerine kırmızı lahana, domates ve limon koyulmuştu.


Şimdi sırada musakka vardı. Geleneksel yemeğimiz, hey gidi musakka, bizden başka herkes sahiplenmiş güzelim musakkayı. Buradaki hemen hemen tüm restaurantlardaki menülerde musakkayla karşılaşmak mümkün. Nasıl bir restaurantta ekmek ya da su, olmazsa olmaz, musakkada böyle işte.  Musakkanın iç malzemesinden hiç kaçınılmamış. Bol bol koymuşlar. Musakkanın alt katına bir güzel patatesi döşemişler. Üzerine bol kıymalı harç, bir kat uzun uzun kesilmiş patlıcan, en sevdiğim yeri olan beşamel sos ve en üst kata da kaşar rendesi. Fırınlanmış musakkanın tadı gayet güzeldi. Malzeme bol kullanılınca ortaya hiçte yavan olmayan bir musakka çıkmıştı.  Musakkayı yanında fırınlanmış patatesle servis etmişlerdi.


Yemeklerin yanına birde greek salata söyledik. Daha salata masaya gelir gelmez; salatanın üzerine serpilmiş mis gibi kekik kokusu beni benden almaya yetti. Bu yüzden salata için söylenecek olumsuz bir şey yok zaten Greek salata bizim bildiğimiz çoban salata. Tek farkı malzemelerin büyük büyük, gelişi güzel doğranmış olması birde içine biber koyulmaması.  Greek salatanın üzerine beyaz peynir parçaları ve biber turşusu konulmuştu. Siyah zeytini ise es geçemeyeceğim. Çünkü buradaki zeytinler tam cinsi nedir bilmiyorum ama hurma gibi ince, uzun ve etli. Görüntüsü sönük gibi dursa da tadı güzeldi.

 

Gelelim final yemeğine; görüntüsüyle daha masaya konulurken dikkat kesildiğim deniz mahsullü pilav. Bazı yerlerde deniz mahsullü pilav diye pirinç pilavının içine bir iki tane midye, kalamar atarlar, al sana pilav. İşte burada bu söz konusu değildi. Pilavın içine midye, ahtapot, kalamar, minik minik doğranmış havuç, taze soğan ve bol dereotu konulmuştu.  Pilavın içindeki dereotu çok fazla baskın bir tat bıraksa da ben çok beğendim. Yalnız pilavdan yana tek eleştirim, sevgili aşçının tuzu çok kullanması oldu, birde kullanılan tuz, kaya tuzu olunca, pilavı yedikten sonra hararet baş gösterdi valla. Bunun dışında krom sahanın içinde servis edilmesi de ayrı bir güzellikti.


Hesabı istedikten sonra ikram olarak tatlı geldi. Yine alışık olduğumuz bir lezzet baklava ve kaymalı dondurma. Bu güzelim yemekleri yedikten sonra soluğu kumsalda aldık. Her türden yemek çeşidini bulabileceğiniz Akti Restauranttan doymuş bir mide, gülen bir yüzle ayrıldık. Pefkari bölgesine yolunuz düşerse öğle yemeği için tavsiye ederim.

Musakka 5,5 Euro
Kalamar 6 Euro
Greek Salata 5,5 Euro
Deniz mahsullü pilav 4 Euro


Bu güzelim yemekleri yedikten sonra soluğu kumsalda aldık. Şimdi yediklerimizi yakma zamanıydı. Thassos adasında gündüzleri tek yapılan şey denizden faydalanmak,  sessizlik içerisinde kafa dinlemek için ideal. Eğer ki çılgın plaj partileri hayal ediyorsanız burası pek size göre değil. Akşam saatleri yavaş yavaş kendini göstermeye başlayınca, şimdilik denizle vedalaşıp. Aracımızla adanın ikinci büyük beldesi olan Limenaria geçtik. Nerede akşam yemeği yeriz diye, arabamızı park edip, sahil boyunca yürüdük, etrafa göz attık. Etrafta bir sürü yemek yemek için tavernalar mevcut, dilerseniz bir şeyler içmek içinde cafeler var.




Kısa bir turdan sonra, gözümüze içerisinde mavi masa ve sandalyeleri olan, kurutulmuş ahtapot ve balıklarla süslü, Kostis restaurantta karar kıldık. Sahibi olduğunu sonradan öğrendiğimiz; beyaz saçlı cana yakın bir bey bizi içeri buyur etti.  Birde İstanbul’dan geldiğimizi öğrenince nedense daha da mutlu oldu.



En köşedeki masaya geçip, oturduk. Hemen masaya ‘Welcome to Thasos’ yazılı masa örtüsü serildi. Ve menü karşımızdaydı.  Ortaya soğuk olarak tzatziki, nam-ı değer cacık ve yeşil salata siparişi verdik.  Sıcak olarak da öğlen kızartma yediğimiz için akşam da ızgara olarak ahtapot ve kalamarı tercih ettik.  Siparişler verilince, her zaman ki gibi başladık beklemeye. Biz geldiğimiz zaman tenha olan ortalık, bir anda kalabalıklaşmaya başladı. Etrafı izlerken, bir baktık ki tavernanın sahibi elinde bir tabakla geldi ve benden size ikram dedi.  Tabakta iki adet tadımlık kabak mücveri vardı, yanına kırmızı soğan, domates ve dereotlu süzme yoğurt koyulmuştu. Bir çırpıda yenilen mücver gerçekten çok başarılıydı. Yassı olarak pişirilmemiş, lokma gibi, pofuduktu. Valla bu mücver bize ilaç gibi geldi.


Beklememiz pek fazla sürmedi ki tzatziki masadaydı. Süzme yoğurttan yapılan cacık, bol naneyle çeşitlendirilip, üzerine mis gibi zeytinyağı dökülmüştü. Bu arada küçük bir bilgi; adanın en önemli üretim kaynağı zeytin olunca, zeytinyağı da peşinden gelmiş. Bunu dışında tadına bakamasak da balı da meşhur.  Öğlen yediğimiz yerde de her şeyde zeytinyağı kullanılıyordu, burada da gelenek bozulmamıştı.


Arkasından ızgara kalamar ve ızgara ahtapot geldi. Izgara edilen ahtapot, az zeytinyağı ve sirkeyle tatlandırılıp, bol kekik serpilmişti. Garnitür olarakta yanına rendelenmiş havuç ve beyaz lahana koyulmuştu. Ahtapot tam kıvamında ızgara edilip, kurutulmamıştı. Bıçakla keserken bile eti lime lime dağılıyordu, yumuşacıktı. Ağızda dağılan tadıyla ben çok beğendim.


Fakat ızgara kalamar için aynı şeyi söyleyemeyeceğim, bana biraz kurutulmuş ve sert gibi geldi. Üzerine sürülen zeytinyağı bile kurtaramamıştı.  Tabağın yanına konulan beyaz lahana salatası süzme yoğurtla Karıştırılmış, güzel bir salata halini almıştı. Lahana sevmeyen eşim yemeğince, hepsini bitirmek bana düştü.



Siparişini verdiğimiz kabak kızartma ise alışılmışın dışında yuvarlak değil kibrit çöpü şeklinde kızartılmıştı. Burada ki kabak kızarması tam anlamıyla enfesti. Una bulanıp, temiz yağda kızartılan kabakları, cacığa banarak, mideye gönderdim.  Eğer ki çok fazla cacık sevmiyorsanız, bana kalırsa ekstra sipariş vermeye gerek yok. Çünkü ara sıcakların yanında garnitür olarak servis ediliyor.


Masadaki meze ve ara sıcaklar tükenmeye başladığı vakit, beyaz saçlı, ton ton amca masamızda belirdi. Balık ne yapalım diye? Gönlümüzde çipura yatarken, yetiştirme olduğunu öğrenince vazgeçtik. O zaman şiddetle ve ısrarla size barbun vereceğim diye ısrar edince, kıramadık deneyelim dedik. Pişman olduk mu, kesinlikle hayır.  Dahası bizdeki istavrit kılıklı barbunlarlardan yiyeceğiz herhalde derken, koca barbunları görünce hayrete düştük. Zeytinyağında kızartılmış, bol etli barbunlar midemizi doldurmaya yetti valla.



Sonuçta gözümüzde doydu, midemizde.  Yedik, içtik. Hesabı istedikten sonra buz gibi karpuz ikram edildi.  Ayrılma vakti gelmişti artık. Hesap öderken, buranın tarihi ile alakalı bilgi almayı da ihmal etmedik. Kostis, 1950’li yıllarda bizi kapıda karşılayan beyin dedesi tarafından kahvehane olarak işletilirken daha sonradan taverna olarak işletilmeye başlanmış. Sıcak bir ortamda keyifli bir yemek isterseniz, Kostis Tavernayı öneririm.
Başlangıçlar 3-5.5 Euro
Salatalar 2.90 Euro
Deniz ürünleri 6-10 Euro


Thassos 2.Gün için tıklayınız.

28 yorum:

  1. Tarihlerde biraz oynama yapsak orada denkte gelebilirmişiz. Denizi gerçekten imrenilecek kadar güzeldi. Biz yemek hakkımızı Kavala'da Panos&Zafira restaurantta kullandık. Kabak işinde gayet başarılılar. Taze kalamarları ve ızgara sardalyaları ve zeytinyağlı dolmadan , peynirli ezmeye dek meze menüsü süperdi.
    Mücverin tadını merak ettim doğrusu

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Keşke denk gelebilseydik, ne güzel olurdu. Geçen sene bizde Kavala'da Panos&Zafira restauranta gitmiştik.Gerçekten orası da çok güzeldi.

      Sil
  2. Ya Pınar bitirdin beni. fotolar da tasvirler de muhteşem. musakka, kızarmış kabak, greek salata ve mücvere bayıldım, keşke olsa da yesek. yunan adaları çok popüler oldu, herkes oraya gitmeye başladı. biz de seneye öyle yapacağız artık. deniz ve kumsal tam istediğim gibi. artık bodrumda böyle beachler bulmak zor, inanılmaz canım çekti. keyfin bol olsun. öptüm kocaman.

    YanıtlayınSil
  3. Merhabalar,
    Çok güzel anlatmışsınız, kesin bu yaz gidiyoruz, sayenizde karar verdik :)
    Mümkünse birşey sormak istiyorum. Denizinin suyu sıcak mı, soğuk mu? Yani ben mesela Bodrum veya Kaş'ın denizinde üşürüm, Çeşme Ilıca ve Antalya denizinin ılıklığını severim. Böyle bir kıyaslama yapacak olursanız çok sevinirim...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Deniz suyu sıcaklığı sıcak mı, soğuk mu? diye sormuşsunuz, aslına bakarsanız herkesin sıcaklık anlayışı farklı. Ama Antalya kadar sıcak değil. yani ılık diyebiliriz. Bende çok soğuk deniz suyunu sevmem ama burası ne çok üşütüyor ne de hamam gibi oluyor:)Olurda giderseniz gerçekten güzel bir deniz keyfi ve harika deniz ürünleri sizi bekliyor olacak:)

      Sil
    2. Çok teşekkürler cevabınız için. Temmuz sıcağında deneyelim biz en iyisi :)

      Sil
  4. Paylaşım için teşekkürler. Bu Temmuz eşim ben ve kızım gideceğiz.

    YanıtlayınSil
  5. Anlatımınız çok güzel teşekkürler..ben alaçatı dan tasos a geçmek istiyorum web te açık bir bilgi bulamadım.sizin bilginiz var mı acaba?
    ilginize şimdiden teşekkürler

    YanıtlayınSil
  6. Merhaba Pınar hn,

    Anlatım için teşekkürler. Ben bu sene gitmeyi planlıyorum. umarım sizin ki kadar keyifli olur.

    selamlar

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, mutlaka sizinde tatiliniz keyifli ve lezzet dolu geçicektir.Şimdiden iyi tatiller.

      Sil
  7. Merhaba,
    Bayram tatilinde gitmeyi planlıyorum. Kalınacak yer konusunda öneriniz var mı?
    çok teşekkürler,
    ELif

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Elif
      Thassos yazımın devamı olan Thassos 2.gün yazım'ın yorum bölümünde daha önceden de konaklama konusunda soru sorulmuştu.İşine yarayacak cevabı yorum ve cevaplarımda bulabilirsin:)

      Sil
  8. Sürekli balikmi yenmeli baska bisi yokmu ve Yemek fiyatlari nedir bu tatil kac liraya mal oldu

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Tülin hanım,
      menüler de ette var ama ben balık sevdiğim için balık ağırlıklı ürünleri ve mezeleri tercih ettim. Yemek fiyatlarını yazılarım sonunda bahsettim.

      Sil
  9. Merhaba,adaya gidiş için vize,pasaport ,harç vs en güncel bilgileri/maliyeti bilen var mı?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      schengen vizesi gerekiyor, bunun için vizeci.com faydalı olabilir. Pasaport için emniyet müdürlüğünden bilgi alabilirsiniz. Ayrıca arabanızla giderseniz gerekli evraklar için turing.org.tr

      Sil
  10. Merhaba, yazınız çok güzel olmuş öncelikle tebrikler... Thasos'ta nerede kaldığınızı öğrenebilir miyim? Bir de biz 15 Haziran gibi 2-3 günlüğüne gitmeyi düşünüyoruz, deniz suyu sıcaklığı nasıl olur sizce?
    Teşekkürler...

    YanıtlayınSil
  11. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından kaldırıldı.

    YanıtlayınSil
  12. Selamlar, Keramotiden feribot saatlari hakkında bilgi alabilirmiyim. Anlatım ve fotoğraflar için çok teşekkürler.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar Cihan , açık söylemek gerekirse bilmiyorum ama sürekli adaya feribot seferleri olduğunu biliyorum. Ben kaç defa gittiysem en fazla 15 dk beklemişimdir.

      Sil
  13. Merhaba Pınar Hanim,

    1-5 eylul tarihlerinde adada olmayı planlıyoruz

    hava ve deniz soğuk mu olur?

    Sevgiler

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar,
      Havanın soğuk olacağını sanmıyorum. Eylül sonlarına doğru serinleyebilir.

      Sil
  14. Merhaba 29 Agustos haftasonu 2 gün için gideceğiz ama Thassos mu Halkidiki mi? Hangisini tavsiye edersiniz. 4,5 yaşında oğlumuz da bizimle gelicek deniz ağırlıklı bir 2 gün geçirmek istiyoruz :=) Şimdiden teşekkürler cevabınız için..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Sinem Hanım,
      açıkçası Halkidiki de, Thassos adası da güzel. Karar vermek zor:) ama 2 günlüğe gidecekseniz daha yakın olan Thassos adasını tercih edebilirsiniz. Denizi güzeldir ve çocukla rahat edersiniz. İyi tatiller.

      Sil
  15. Merhaba, biz 2 eylül sabahı istanbuldan thassosa yola çıkmayı planlıyoruz. Acaba sınırdaki yogunluk durumunun o tarihte nasıl olacağı hakkında bir bilginiz var mı? agustos sonu çıkış yapan gurbetcilerden otürü çok kuyruk oluyor diye okumuştum bir yerde...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Merve hanım,
      Gurbetçilerden ötürü haklısınız sınır biraz yoğun olabiliyor.Yola erken çıkmakta fayda var. iyi tatiller

      Sil

 

TAKİP EDİN!

Flickr


Created with flickr slideshow.

Twitter