Karşınızda et'in jönü, Gürkan Şef Steakhouse


Tüm dünya da olduğu gibi İstanbul’da da bir steak fırtınası esiyor ki durdurabilene aşk olsun. Eskiden önümüze ne et koyarlarsa eyvallah der, lüpletirdik. Nasılsa bu işten az sayıda insan anlar, neyi gazlasak gider derken. Artık işler değişti ey sevgili yemek severler. Yeni yerler açıldıkça, insanlar daha çok mekan keşfine, daha çok yeni tatlar tatmaya merak sardı. E hal böyle olunca rekabette aldı başını gitti. Neyse koynu dağıtmayalım dimi? Ne diyordum; evet bir steak fırtınası esiyor. Estikçe de yeni mekanlar arkası arkasına açılıyor. Bu kez çiçeği burnunda bir mekana geldim. Eti al, koy mangala usulü değil, bizzat bu işin ustası. Nerede miyim? Gürkan Şef’in mekanı. Gürkan Şef Steakhouse. Teşvikiye’de yeni açılmış mekan gayet hoş dekore edilmiş. Hem iç salon hem de dışarı mekanı var. Yani sigara içenler düşünülmüş. Gitmeden önce rezervasyon yapmak gerek, aksi halde hafta sonları kalabalık olması muhtemel.
Gitmeden önce telefon açıyorum, telefonun diğer ucundan mutlu günler dileyen bir ses. Epey uzun zaman olmuş mutlu günler cümlesini duymayalı. İyi günlere alışkın olunca, mutlu günler kulağıma pek bir hoş geliyor doğrusu. Rezervasyon işlemini tamamladıktan kısa bir süre sonra nihayet mekana ayak bastık ve kurulduk sofraya.
Mekan gayet güzel ve şık döşenmiş, ağaç kütüğü şeklindeki masalar pek bir albenili. Garsonlar fazlasıyla ilgili, hoş geldiniz faslı sonrası masadayız. Daha oturur oturmaz, masamıza gelen garsonumuz hoş geldiniz der demez size bunu getiriyorum, şunu getiriyor ve arkasından bunu diyerek kendi aklındaki siparişleri sıralamaya başladı. Şaşırmadık dersem yalan olur. En azından ilk önce bir menüyü görsek fena olmazdı sanki. Aklımız karışmış, ağzımız açık kalmış vaziyette kendimizi toparlayıp, menüyü istiyoruz. Bence makul olanı önce menüyü getirip, arkasından seçimlerinize müdahale etmek istemem ama ben sizlere bunları tavsiye ederim dense daha şık olmaz mıydı diyerek, kendi aramızda bu konunun mütalaasını yapıyoruz.  Bu şekilde bir davranış biçimi bana mide dostundan çok, biraz ticari geliyor açıkçası. Neyse menüye baktıktan sonra siparişimizi veriyoruz.
Kısa süre içerisinde tulum peynirli salatamız masamıza iştirak ediyor. Genelde steakhouse menülerinin gediklisidir tulum peynirli salata ve her yerde klasik yeşillik üzeri peynir rendesi gelirken burada yeşilliğin içine mısır, nar taneleri, üzüm, ceviz serpilmişti. Ve tadı harikaydı.

Biz bekleye duralım, bir baktık ki masamıza şefimizin ikramıdır diyerek et sushi geldi. Etten Sushi olur mu demeyin. Vallahi de oluyormuş. Görüntüsü de, tadı da geçer not aldı diyebilirim. Denenmesi tavsiye edilir.

Artık steakhouse menülerinin olmazsa olmaz lokum burada da karşımıza çıktı. Deneyelim görelim dedik. Gayet güzel pişmişti, pişirilirken et kurutulmamış dolayısıyla içi hafif kırmızı ve suluydu. Aramızda eti iyi pişmiş olarak seven biri olunca, çok çok pişmiş olsun diyerek bir parça lokumu geri gönderdik. Çok pişmiş olarak gelen etin içi kesin kurumuştur desekte, inanın içi sulu suluydu.
 
Köfteyi oldum olası severim, menüde Gürkan Şef köfteyi görünce. Haydi, bir tadına bakalım dedik. İyi de etmişiz. Tadı tuzu yerinde, tabiri yerindeyse anne köftesi gibiydi. Patates tavayla servis edilen köfte geçer not aldı ama patatesler hazır olmasaydı çok daha iyi olurdu.
 
Yemek yemeğe gittiğim zaman menüde alışılagelmiş yemekler yemek yerine, şefin bir spesiyali varsa onu yemeği tercih ederim. İşte burada da Gürkan Şef Spesiyaller bölümü vardı. İlk önce dikkatimi et kadayıf çekti. Ama maalesef yoktu. O zaman istikameti Gürkan Şef Vals’a çevirdik. Acaba nasıl bir şey gelecek diye merakla beklerken. Bizzat Gürkan Bey ve bizim spesiyal geldi. Önce göze hitap sonra mideye denilerek etimizin servis şovu başladı. İlk önce bütün halde gelen kaburga, Gürkan Bey’in maharetli elleriyle, adeta bir akrobat gibi kesildi. Ama ne kesilmek. Bir oradan bir buradan derken biz şaşkın ve hayran bakışlarla etler parçalandı. Arkasından baharatlarla süslendi ve servise hazırdı. Gözler bayram etti ve sırada midenin bayramı başlayacaktı. Tam yemeğe başlayacaktık ki şefin uyarısına kulak astık.’ Bunun tadı çatalla değil, elle yiyerek çıkar’ vallahi de doğruymuş. Yedik bitirdi, kemikler kaldı yadigar. Anlatıldığı kadar varmış, yok böyle bir lezzet. Etlerin yağları bile çıtır çıtırdı.
 
 
 
Bu kadar lezzet bombardımanı ardından finali güzel bir tatlıyla yapmak adettendir diyerek burma kadayıf söyledik. Yanında dondurmayla servis edilen burma ılıktı ve tadı güzeldi. Yoğun etten sonra tatlı iyi geldi.
 
Keyif ve lezzet dolu bir yemeğin daha sonuna geldik. Ağzımın tadı yerine geldi. Yedik, içtik. Yediklerimiz ve üç adet alkolsüz içecekte dahil olmak üzere ödediğimiz hesap 312 TL.  İleri ki günlerde eminim adını çokça duyacağınız bu çiçeği burnunda mekanı mutlaka tavsiye ederim. Haydi, bakalım benden gitmesi, yemesi ve yazması.
 
 
Adres: Teşvikiye Mahallesi, Vali Konağı Caddesi 96/A Nişantaşı Şişli
Telefon: 0212 291 5825

 
 
 



 







 

1 yorum:

  1. Bana et demeyecektin.Hele ki böyle nefis fotoğraflar eşliğinde :) Dediğin çok doğru, artık çoğu yerde fabrika üretimi gibi lezzetsiz yiyecekler sunuyorlar.Hani mideni doldur git, neyine yetmiyor der gibi.Bu durumda iyiler de övgüyü hakediyor.

    YanıtlayınSil

 

TAKİP EDİN!

Flickr


Created with flickr slideshow.

Twitter