Esraf Lokantasında Iftar

En güzel yemek paylaşılan yemektir, en güzel sofralar dost meclislerinin kurulduğu sofralardır. İşte geçenler de böyle bir sofraya konuk oldum. mekan.com ve  Şef Yunus Emre Akkor ile beraber iftar sofrasında buluştuk. İstikametimiz Floryadaki Osmanlı Türk mutfağının en güzel lezzetlerini sunan Eşraf Lokantası oldu.


İftar saati yaklaşınca masadaki yerimizi alıp, başladık beklemeye. Ramazan sofralarının elbette ki vazgeçilmezi, olmazsa olmazı iftariyelikler masada ki yerini almıştı.  Pastırma, peynir, kayısı, yeşil zeytin, reçel ve ceviz parçalarından oluşan iftariyeliklerin yanı sıra bir de hurma vardı ki,  tadı damağımda kaldı desem yeridir.



Soğuk olarak masada yoğurtlu havuç, haydari ve zeytinyağlı taze fasulye sunulmuştu. Açık söylemem gerekirse sıcaklara dalınca soğukları gözden çıkardığımı itiraf etmeyelim.




Havalar sıcakta olsa Ramazan ayında sıcak bir kase çorba mutlaka isteniyor, tüm gün aç kalan mide çorbayla kendine geliyor. Eşraftada düzen bozulmadı ve açılışı çorba ile yaptık. Tercihim terbiyeli düğün çorbası oldu. Kesinlikle içilmeli diye düşünüyorum. Genelde çorbalar  bol kepçe koyulsa da içindeki tavuk yada et parçalarını kasede bulmakta zorlanırız. Ama burada etten kısılmamıştı hatta suyundan çok et parçaları vardı diyebilirim. Bol kepçe müesseseleri her zaman takdir etmişimdir. 


Hemen çorbanın arkasından servis edilen peynirli börek ise akşam yemeğinin en kalorili ve yağlı seçimiydi bence. Tadı kötü müydü? Tabi ki değildi. Yağdan konu açılmışken, burada kullanılan yemeklerde kesinlikle bitkisel yağ, margarin kullanılmıyor. Kalitesiz, ucuz, ne olduğu bilinmeyen yağlara inat halis muhlis tereyağ kullanılıyor. Zaten yemekten sonra mideniz de herhangi bir sıkıntı yaşanmaması da, malzemenin kalitesi hakkında bilgi veriyor.


Bir yemeğin güzel olması yanı sıra lezzetli olması için en önemlisi nedir sizce? Bana göre kullanılan malzeme ve pişirme tekniği çok önemlidir. İşte Eşraf Lokantası hem kullanılan malzemeler hem de pişirme tekniği sayesinde ortaya harika lezzetler çıkarmayı başarmış. Düşünün bakalım, yemekler bakır tencerelerde, kuzine ocaklar da odun ateşinde pişerse ne olur? Ben söyleyeyim, kesinlikle lezzet ötesi olur. Gelin şimdi neler yemişiz bir göz atalım.
Kuru fasulyeyi kah dışarıda kah evlerde yeriz ama burada ki kuru fasulye tam anlamıyla anne usulu olmakla kalmamış, lezzeti gerçekten olağanüstüydü. İtiraf etmeliyim ki ben annemin kuru fasulyesi derim başka bir şey demem derdim ama buranında hakkını yememeli. Kelkit fasulyesi kullanılarak yapılan kuru fasulye pastırmalı pişirilmişti ve tam suyuna ekmek banmaklık, tabağı sıyırmaklıktı.


Dolma ile aranız nasıldır efendim? Açık ara biber dolmasını ve yanında da etli yaprak sarmasına bayılırım ama burada kendime domates dolmasını yemek üzere fırsat yarattım. Ne biliyim domatesin dolması benim için pek tercih sebebi olmasa da birer çatal aldım. İçine koyulan kıymalı harç, domatesin yoğun tadını bastırmıştı. Sevdim mi? domates piştikçe yumuşayınca, kıymalı harçla birlikte damak tadıma uyduğunu hissettim ama benim için dolmaların efendisi biberdir.


Odun ateşinde pişen bir dönerin kötü olma ihtimali ne olabilir? Sıcak sıcak gelen döner gerçekten lezzetliydi.


Sonrasında gelen haşlama tabağı ise benim yine pek dışarıda değil de anne sofrasında yediğim, üzerine bol limon sıkarak löplettiğim bir yemek. İçindeki et parçaları lokum kıvamında pişince biraz et biraz patates olaraktan itinayla löpletildi.


Ve akşam yemeğinin son kapanış bombası pilav üstü kaburga etlerdi. Bakır tepside pişirilen bu şaheser benim için gecenin en lezzetlisi ünvanını aldı. Yerken kemikleri bıçakla ayırmaya bile gerek duymadan sıyrıldı.  Gel de bakırın mucizevi etkisini görme işte.


Ana yemeklerden bahsederken es geçilmeyecek diğer bir lezzet ise kuşburnu suyu ve karışık meyvelerden oluşan komposto, hem damağımızı hem de içimizi serinletti.  Mevsim meyvelerinden oluşan karışık kompostodaki şeker oranı meyvelerin kendi özünde olan şekerle sağlanmıştı. Serinletmesi yanı sıra doğal olması da en büyük artısıydı bana göre. 




Gelelim tatlılara. İrmik helvası, kadayıf tatlısı, kalburabastı, fırın sütlaç ve Ramazanın olmazsa olmazlarından güllaç servis edildi. Hepsinden azar azar tatlarına baktım, Güllacı çok sevmeme rağmen tadı fazla şekerli ve sütünü az buldum diyebilirim.






Tatlı yiyelim tatlı konuşalım diyerek tatlılarımızı da yedik. Eşraf ile ilgili şunu söyleyebilirim. Buraya mutlaka uğrayın ve lezzetli yemeklerinden mahrum kalmayın. Hatta yurtdışından gelen misafirlerinizi Türk Mutfağı ile tanıştırmak isterseniz, doğru adrestesiniz diyebilirim. Sahibi Metin Bey gerçekten burada gerek kullandığı malzemelerle gerekse pişirmesiyle, mekanın dekoruyla çok uğraşmış ve haklı olarak koca bir tebriği hak etmiş. İşini hakkıyla yapan müesseselerin canlandırılıp, takdir görmesi gerektiğini düşünüyorum. Sizde hem kendinize hem de midenize bir güzellik yapın, istikametinizi Eşraf Lokantasına çevirin, inanın pişman olmayacaksınız. 



0 yorum:

Yorum Gönder

 

TAKİP EDİN!

Flickr


Created with flickr slideshow.

Twitter