MOSTAR YOLUNDA KUZU ÇEVİRME MOLASI

Arabaya atladığımız gibi yolların fatihi modunda yol aldık. Allahım yeşilin binbir tonu mu dersin, turkuazın mı? Kulağımızda Balkan ezgileri, gözümüzün önünde tabiatın güzelliği daha ne olsun ki? Sarajevo Mostar arası yaklaşık olarak 2,5 saat kadar sürüyor. Yollar düzgün, arada bir viraj eksik olmuyor ama yavaş yavaş gittikçe, etrafı izlemek en iyisi. Az gittik, uz gittik, dere tepe düz gittik derken Mostar öncesi ilk durağımız Jablanica. Burada ne mi yapacağız? Afiyetle koca bir kuzuyu mideye indireceğiz. 


Zaten Jablanicaya yaklaştığımızda etrafta Türkiyedeki gibi  sağlı sollu çevirmeciler boy göstermeye başlıyor. Biz tercihimizi Restoran Kovacevic’ten yana kullandık. Bir kalabalık ki sormayın gitsin. Daha kapının önünde sizi dizi dizi çevrilen kuzular karşılıyor. Önce kokusu cezbediyor sonra da tadı. Manzaraya karşı en afillisinden bir masaya geçtik. 



Sipariş belli, kuzu çevirme ve közde pişmiş patates. Sipariş alınır alınmaz, arka taraftaki açık mutfakta kuzu çevirmeler satırla bir güzel parçalanıyor ve tartılarak masalara servis yapılıyor. Biz afiyetle, manzaraya karşı kuzularımızı mideye indirdik. Kuzu çevirme aşkıyla yanıp tutuşanlar bu lezzet durağını es geçmeyiniz.



Yaklaşık 45 dakikalık bir süre sonunda nihayet Mostardaydık. Hava’nın sıcaklık konusunda maşallahı var, yanıyor da yanıyor. Yerdeki taşlar bile yanıyor desem az. Sağlı sollu hediyelik eşya satan dükkanları geçtikten sonra muhteşem Mostar Köprüsü karşımızda. 


“Most” Boşnakça’da köprü, “Stari Most” ise eski köprü, Mostar ise “köprü tutan” anlamına geliyor. Bu muhteşem köprü 1557-1565 yılları arasında yapılmış olsa da 1993 yılında Bosna savaşı sırasında Hırvat topçusunun ateşi ile yıkılıyor ve savaş sonrası yeniden inşa ediliyor. Hemen şuraya bir de bu köprünün tam bir cesaret atlamalarına nasıl  ev sahipliği yaptığını da anlatmadan geçmeyeyim. Efendim, Bosna halkı tarafından Mostar köprüsünden Neretva nehrine atlamak gelenek haline gelmiş. Hatta öyle bir gelenek haline gelmiş ki genç erkekler nişanlılarına cesaretlerini göstermek için kendilerini köprüden Neretva Nehri’ne atarlarmış. “ Kırlangıç Atlayışı “ adını verdikleri özel bir teknikle yaptıkları bu cesaret gösterisi, kimi zaman kız babaları tarafından da talep ediliyormuş. Öyle ki, babalar atlamaya cesaret edemeyenlere kızlarını vermezlermiş.  Bu an’ı ölümsüzleştirirken belki bir cengaver köprüden atlayıverir diye çok bekledim ama maalesef. Saraybosnaya gelmişken tavsiyem mutlaka buralara kadar gelin ve  Mostar’ın güzelliğini seyredin. 


0 yorum:

Yorum Gönder

 

TAKİP EDİN!

Flickr


Created with flickr slideshow.

Twitter